İşletme & MBA Okulları Rehberi

İş yaşamında ilerlemek için gittikçe daha yaygınlaşan ve saygınlık kazanan MBA (işletme yüksek lisans) programlarına devam etmek artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Günümüzün global iş dünyasında işletme alanında profesyonelleşmiş adaylara ihtiyaç gittikçe artıyor. Bu sebeple teoriden ziyade uygulamaya dönük MBA programları büyük rağbet görüyor. Zira yapılan araştırmalara göre, MBA derecesine sahip olanlar, aldıkları eğitimin en büyük yararını işletme yeteneklerinin gelişmesi olarak görmektedirler.

MBA derecesi almak için lisans derecenizin de aynı alanda olması gerekmez, ancak önemli ölçüde iş tecrübesine sahip olmanız gerekir (genellikle üç ile beş yıl arası). Çoğu işveren MBA derecesi almış birinden şunları bekler:

Uluslar arası bir bakışının olması
Dünyanın en geçerli iş lisanını bilmesi
İşletme ve yönetim hakkında fiili bilgisinin olması
MBA öğrencileri çoğunlukla işletme ile ilgili alanlardan birinde uzmanlaşacaklardır. İngiltere'de verilen MBA dereceleri dünyada gittikçe daha fazla ün kazanmaktadır. MBA veren kurumların çoğunda öğrencilerin yarıdan fazlası İngiltere dışından gelen kişilerden oluşur.

İngiltere'de MBA derecesi veren yüzden fazla kurum mevcuttur. Bu kurumların çoğunda MBA bir yıllık full-time bir program olarak düzenlenmiştir. Yani birçok ülkeden daha kısa sürede bitirilebilir. Ancak MBA programlarının daha uzun sürdüğü bazı istisnai kurumlar da vardır. Daha uzun bir süre boyunca yarı zamanlı olarak da ya da uzaktan öğretim yoluyla da MBA derecesi alınabilir.

İngiltere'de verilen MBA dereceleri çeşitli tür ve kapsamlardadır. Bazı kurumlar belli şirketler için özel olarak hazırlanmış MBA programları sunar. Bazıları da özel bir uzmanlık alanına yönelik, örneğin muhasebecilik, çevre yönetimi ya da uluslararası finans gibi konularda MBA kursları düzenlemektedirler. Bunların bazıları part-time ya da uzaktan öğretim yoluyla sunulur. Ortak noktaları hepsinin dünya çapında saygınlık sahibi olması ve iyi kazanç getiren bir işte çalışma imkanını artırmasıdır.

İngiltere'de verilen MBA dereceleri esas ünlerine 1980'lerde kavuşmuş ve o yıllarda İngiltere tek başına diğer bütün Avrupa ülkelerinde verilen sayıda MBA derecesi vermiştir. Sanayicilerin çoğu İngiltere'de verilen MBA derecelerini; Avrupa'nın diğer yerlerinde verilenlerden daha fazla uygulamaya dönük ve daha az akademik buluyorlar.

Dersler: Tipik bir ful-time MBA programı, giriş programını takip eden çok sayıda seçmeli dersten oluşmaktadır. MBA kursu başlamadan önce öğrenci, birkaç hafta süreyle 'orientation' programına tabi tutulur. Giriş niteliğindeki 'orientation' programı MBA'in temel konuları hakkında öğrenciyi bilgilendirir ve programı birlikte takip edeceği arkadaş çevresiyle tanışmasına yardımcı olur.

Orientation aşamasının ardından MBA'e ilk adım atılır ve temel kavramların pekiştirildiği bir hazırlık programına başlanır. Bu program genellikle 6 ay kadar devam eder. Bu temel derslerin alınması genellikle zorunludur, ancak öğrencinin profesyonel eğitim alıp almamış olmasına bağlı olarak belli oranda muafiyet sağlanabilmektedir. MBA'ye giriş niteliğindeki ders başlıkları şunlardır: İktisat, maliye ve işletme muhasebesi, insan kaynakları yönetimi, enformasyon yönetimi, organizasyonsal davranış, sayısal yöntemler, pazarlama ve işlem yönetimi.

Temel derslerin alındığı hazırlık aşamasından sonra öğrenciler, daha ileri düzeyde spesifik dersler takip ederler. Bu aşamalarda teoriden ziyade uygulamaya dönük dersler işlenmektedir. Zira MBA programlarında ekip çalışması ve liderlik gibi konuların geliştirilmesine yönelik çalışmalar gittikçe önem kazanmaktadır. Öğrenciler, ders ve tartışma ortamlarına katılarak, ekip oluşturma, mülakat, müzakere, etkili sunum yapma, liderlik ve motivasyon gibi yetenekleri edinmeye çalışırlar.

Seçmeli dersler: Bunlar öğrencinin ilgi alanlarına hitap eden, temel dersleri müteakiben alınan derslerdir. Dolayısıyla seçmeli derslerin yapısı ve sayısı bölümden bölüme farklılık göstermektedir.

Üçüncü dönemde öğrenciler, genellikle büyük bir işletme ya da firmada staja başlar. Bu da ortalama dört ay kadar devam eder. Staj konusu öğrencinin ihtiyaçlarına göre belirlenir ve 400 saatlik bir çalışmayı içerir. Bu proje aşaması da tamamlanınca sıra tez yazımına gelir. Öğrenci, 10-15 bin kelimelik bir tez yazarak bir anlamda staj raporunu hazırlamış olur. Grup çalışmalarında öğrendiklerini bu şekilde gerçek iş ortamına uyarlayabildiğini gören öğrenci, kurumsal sorunlara çözüm üretebilme yeteneğini geliştirmiş olur.

Öğretim yöntemleri: MBA programlarında kullanılan öğretim yöntemleri sınıfta verilen dersler, grup çalışması, durum incelemeleri ve son olarak da proje çalışmasından oluşur. Ayrıca sunumlar, bilgisayar simülasyonları ve değişik araçlar da kullanılmaktadır. CD-ROM, internet ve video konferansı kullanımı da gittikçe artan bir şekilde programlara dahil edilmektedir.

Değerlendirme: MBA her ne kadar zor bir program gibi görünse de, programa başlayan öğrenci bir süre sonra sınıf arkadaşlarının ve okul personelinin çok destekleyici olduğunu fark etmektedir. Gerekli akademik yeteneke ve çalışmaları yürütebilecek kapasite, istek ve kararlılığa sahip olan öğrenciler MBA programlarını başarıyla tamamlamaktadırlar.

İngiliz İşletme Okulları


İngiltere sadece Avrupa'da değil, bütün dünya çapında MBA programları bakımından ün sahibidir ve Amerika'dan sonra bu alanda söz sahibi olan en büyük ülkedir. Bu sebeple yurt dışında MBA yapmak isteyenler için İngiltere gerçekten de üzerinde düşünmeye değer bir ülke olarak karşımıza çıkmaktadır.

İngiltere düşünüldüğünde ilk akla gelenler çoğunlukla, büyük tarihi binalar, görkemli anıtlar, Londra'nın farklı canlılığının yanı sıra kırsal kesimdeki yeşillikler arasında göze çarpan, damları otlarla örtülü küçük kulübelerdir. İklim kışın belli zamanlarında kısmen soğuk olsa da genelde ülkeye ılıman bir iklim hakimdir ve dünyanın bir çok ülkesine kıyasla oldukça güvenli ve yaşamaya elverişli bir doğası vardır.

İngiltere mükemmel bir kara ve demir yolu ağına sahiptir. Bu sebeple ulaşım sorunu hemen tümüyle çözümlenmiş durumdadır. Ülkenin neresinden olursa olsun büyük bir şehre ulaşmak bir kaç saatten fazla vaktinizi almayacaktır. Bunun yanında Manş Kanalı ya da hava yoluyla anakara Avrupa ülkelerine gitmek hem kolay hem de oldukça ucuzdur.

Diğer yandan Londra dünyanın en büyük finans merkezlerinden biridir. Dünyaca ünlü bir çok firma İngiltere kökenlidir. İngiltere'de bulacağınız bir diğer şey ise kaliteli eğitimdir. Londra, Manchester ya da Warwick gibi büyük şehirlerdeki mükemmel MBA okullarından birine katılabileceğiniz gibi Oxford ve Cambridge gibi eski ve ünlü üniversite şehirlerini de tercih edebilirsiniz.(Said Business School ve Judge Institute of Management Studies bu şehirlerdeki en büyük işletme okullarındandır.) Eğer kırsal kesimde kurulmuş bir üniversite yerleşkesini tercih ederseniz Cranfield School of Management İngiltere'nin en köklü işletme okullarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Glasgow'daki Strathclyde Graduate Business School ise İskoçya'nın dağlık kesimlerinde kurulu, farklı bir atmosferde MBA eğitimi veren okullardan birisidir.

İngiltere'deki full-time MBA programları bazı okullar dışında genellikle bir yıllık olarak verilmektedir (London Business School 21 ayda, Manchester Business School ise 18 ayda tamamlanan MBA kursları düzenlemektedir). En iyi işletme okullarının harçları 15,000 - 20,000 sterlin arasında değişmektedir. Yukarıda adı geçen okulların tümü AMBA tarafından akredite edilmektedir. Ancak, her ne kadar İngiltere'nin bütün üniversitelerinde oldukça kaliteli eğitim verilse de ülkede bulunan 100'ün üzerinde MBA kursundan sadece 31'i AMBA tarafından denetlenmektedir. Bu sebeple yine de okullar hakkında kapsamlı bir araştırma yapılması MBA adayı öğrencilerin yararına olacaktır.

İngiltere'de eğitim kurumları verdikleri eğitim ve yaptıkları araştırmalar bakımından İngiltere Yüksek Öğrenim Konseyi - Higher Education Funding Council for England (HEFCE) tarafından da değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bir kısım İngiliz okulu da Avrupa Kalite Geliştirme Sistemi - European Quality Improvement System (EQUIS) tarafından denetlenmektedir. Bu kuruluşların yaptıkları çalışmalar okullar hakkında yapacağınız araştırmalarda size yol gösterici olması açısından da ayrıca önem taşımaktadır.

İngiltere'de verilen bir yıllık MBA programlarından birine katılabilmek için yazılı ve sözlü İngilizce'nizin oldukça iyi bir seviyede olması gerekir. Programların büyük çoğunlukla sınıf ve grup çalışmalarına önem verdikleri ve öğretim metodolojisi olarak tartışma metodunu seçtikleri için dilin önemi bir kat daha artmaktadır. Cranfield gibi bazı okullar öğrencilerin yazılı ve sözlü İngilizce yeterliklerinin belli bir seviyeye getirildiği ve İngiliz iş kültürüyle tanıştırıldıkları bir ön hazırlık programı da sunmaktadır. İngiliz MBA programlarına yurt dışından katılan öğrenci sayısı oldukça fazladır. Katılımcıların %40 ile %80'i arasında bir kısmı yabancı öğrencilerden oluşur. Bu programların bir diğer özelliği ise öğrencilerin ortalama yaşı 29-30 olan oldukça tecrübeli insanlardan oluşmasıdır. İngiltere işletme okulları, dünya çapında tanınmış okullarla birlikte düzenledikleri değişim -exchange- programları ve İngiltere dışında yapılan proje çalışmaları ile öğrencilerinin MBA eğitimi sırasında birden fazla kültürle tanışmaları için fırsatlar da hazırlamaktadır


Bir çok şeyde olduğu gibi MBA konusunda da kalite çok önemli ve başta gelen tercih sebeplerindendir. Avrupa'da işletme okullarının ve sundukları MBA programlarının kalite kontrolünü yapan iki ana kuruluş vardır. The Association of MBAs (AMBA) ve European Foundation for Management Development (EFMD) Bu organların yaptıkları akreditasyon çalışmaları size bu konuda fikir verebilir. Son yapılan araştırmalara göre Avrupa'nın en çok ilgi gören MBA programları şunlardır:
 

Okulun bulunduğu yer ve süresi
HEC MBA Program (isa) Fransa, Paris çevresi 16 ay
INSEAD Fransa, Paris çevresi 10.5 ay
Rotterdam School of Management (RSM) Hollanda, Rotterdam 18 ay
SDA Bocconi İtalya, Milan 16 ay
ESADE İspanya, Barselona 21 ay
IESE İspanya, Barselona 21 ay
IMD İsviçre, Lausanne 11 ay
London Business School (LBS) İngiltere Londra 21 ay

Bunlar Avrupa'nın saygınlık kazanmış belli başlı işletme okullarından bazılarıdır.

Son olarak şunu söyleyebiliriz ki, Avrupa'da alacağınız kaliteli bir MBA eğitimi size, son zamanların MBA kalabalığı arasından sıyrılıp kendinizi göstermenizi ve uluslar arası bir kariyer sahibi olmanızı sağlayabilir. Avrupa'da MBA yapmak size gerçekten de yaptığınız yatırımın karşılığını alabileceğiniz büyük fırsatlar sunacaktır.

MBA Nedir?

MBA (Master of Business Administration - İşletme Yönetimi Mastırı) işadamı ve iş kadınlarına yönelik olarak geliştirilmiş lisansüstü bir yeterlik derecesidir. MBA programlarının amacı, öğrencileri bugünün rekabetçi dünyasında yönetim sorumluluğu üstlenebilecek bireyler haline getirecek şekilde eğitmektir. 20'nci yüzyılın başlarında ilk olarak Amerikan üniversitelerinde uygulanan MBA programları, son 20-30 yıl içerisinde, dünya genelinde işletme dalında alınması mümkün en üstün yeterlik haline gelmiştir. Şu anda bin 250'nin üzerine çıkmış olan MBA programı türünün sayıca artışı aynı zamanda içerikte ve biçimde de büyük değişmeleri beraberinde getirmiştir. Üniversite ve işletme okullarının MBA programlarını dizayn ederken, yerel ihtiyaç ve şartları dikkate almaya başlamış olmaları da bunun ifadesidir.

MBA geliştirildiği ilk yıllarda full time olarak iki yıl uygulanan bir lisansüstü program türüydü. Bu şekli halen klasik MBA türü olarak literatürdeki yerini korumaktadır. İlerleyen yıllarda Avrupa başta olmak üzere dünyanın başka ülkelerindeki üniversite ve işletme okulları Amerikan modeli MBA'i geniş şekilde yorumlayarak kopyaladılar. Özellikle Avrupa okulları, yerel ve özel ihtiyaçlarına cevap veren MBA programlarını geliştirmekte başarılı oldular. Böylelikle MBA programları sürece kısaldı, yarım gün olanları literatüre dahil oldu, hatta uzaktan öğrenim yoluyla bile sunulmaya başlandı. Bölgesel ve özel ticari ihtiyaçlara cevap verecek şekilde yeni programların geliştirilmesi, MBA türünü seçmekte zorlanan öğrencileri büsbütün şaşkınlığa sevk etmiştir. Çoğu işletme okulu bir başka ülkedeki işletme okulu ile bağlantı içinde olduğundan, MBA programı bugün her zamankinden daha uluslararası bir program türü haline gelmiştir. Seçim sizin...

MBA programlarında en hatırı sayılır değişimlerden birisi, şartlarınıza uymuyorsa tam gün okuma zorunluluğunuzun ortadan kalkmış olmasıdır. Tam gün kurslar hala MBA türünün belkemiği olmayı sürdürüyor, ancak dünya genelindeki MBA öğrencilerinin yarısı part-time programa devam etmektedir. Part-time MBA ve uzaktan öğrenim yoluyla MBA, bugün sektörün en hızlı gelişen iki program türü niteliğine sahip bulunuyor.

Son yıllarda yaşanan bir diğer gelişme ise bayan MBA öğrencilerinin sayısındaki artıştır. Halen MBA öğrencilerinin üçte biri bayanlardan oluşuyor ve bu oran her yıl artan biçimde yükselmeye devam ediyor.

Çoğu MBA kursu iki yıl yerine bir yıl olacak şekilde yoğunlaştırılmış ve kısaltılmıştır. Bu değişim süreci işletme öğrencisinin performansını zaman ve mukavemet anlamında zorlamaktadır, ancak nihayetinde iş hayatından sadece kısa süre uzak kalmayı gerektireceğinden avantajlı kabul edilmektedir.

Çoğu part-time MBA programı 2 ila 5 yıl arasındadır. Birçoğu akşam veya hafta sonu kurslarıyla da eğitim vermektedir. Muhteva ve biçimdeki bu zenginlik artışı dolayısıyla öğrenci, kendisi için en uygun olanı bulmak konusunda her zamankinden daha seçici olma durumunda.

Yeni MBA programları yöntem bakımından açık öğretim veya uzaktan öğrenim yöntemine dayanmaktadır. Açık öğretim metodunun önünü açan çalışmaların çoğu İngiltere'de ve Avrupa'da gerçekleştirilmiştir ve yeni biçimlerin çoğu yine bu coğrafyada geliştirilmektedir. Açık öğretim metodu mektupla öğrenimden farklıdır, ancak, her ne kadar özel yazışmalara, görsel ve işitsel materyallerin kullanımına izin verse de programın büyük kısmı özel çalışma azmine, hocaların desteğine, zaman zaman da hafta sonları gerçekleştirilen sınıf çalışmalarına dayalıdır.

MBA araştırmasına yeni başlayanlar için özellikle dikkate alınmaya değer noktalardan birisi de programların büyük çoğunluğunun İngilizce olarak sunulmasıdır. Anadili İngilizce olmayan çoğu ülkede bile bu böyledir. Bu durum sadece MBA programının ilk başlatıldığı yer olması dolayısıyla değil, aynı zamanda bugünün iş dünyasında en temel araç olarak İngilizce'nin kullanılıyor olmasından ileri gelir. MBA programı ülkenin ana dilinde sunulduğundaysa, çoğu kez İngilizce ile ana dilin karışımı bir müfredat sunulur. İngilizce konuşulan ülkelerin öğrencileri için ise başka dillerden birisini bilmek programın uluslararası yapısı itibariyle zaruri olmaktadır. MBA programları çoğunlukla uluslararası tatlar taşıdığından sahip olunan ana dil dışında herhangi bir dilde iş bilgisine sahip olmaya önem verilir.

Programların maliyetleri açısından da hatırı sayılır farklılıklar mevcuttur. Okul ücretleri birkaç bin dolardan neredeyse yüz bin dolar sınırına kadar yaklaşmaktadır. Yarı zamanlı öğrenciler genellikle daha düşük ücret öderler ve maliyetleri uzun bir zaman dilimine yayabilirler, fakat tam zamanlı öğrenimin de, daha yoğun olmasının yanı sıra, iyi maaşlı bir işin daha erken edinilmesi gibi bir avantajı vardır. Açık ve uzaktan öğrenim yoluyla sunulan MBA programları da öğrenciye fiyatları geniş bir zamana yaymak gibi fırsatlar sağlar. İyi üne sahip işletme okulları daha az bilinenlerine göre mükemmel fakültelere ve imkanlara sahiptir, dolayısıyla fiyatça da yüksektirler. Hayatta çoğu konuda olduğu gibi MBA okullarına yaptığınız yatırımın da karşılığını bir şekilde alabilirsiniz, ama önce okulun size ne sunduğunu dikkatlice gözden geçirmeden karar vermeyin.

MBA derecesi edinmek ciddi bir yatırım gerektirmekle birlikte, daha iyi ücret ve iş şartlarına sahip olmanın da ön şartıdır. MBA mezunlarının diğer okul mezunlarına göre daha kolay iş buldukları, daha yüksek pozisyonlarda ve ücret düzeyinde iş hayatına adım attıkları bilinmektedir. Çoğu işletme okulu, yeni mezunlarına iyi bir iş hayatı sağlamak için faal olarak çalışan işe yerleştirme servislerine ve mezunlar kulübüne sahiptir. MBA programına devam ederken, sağlanacak bağlantıların öğrencinin iş hayatındaki önemli ilişkilerine temel oluşturacağı da herkesin paylaştığı bir tecrübedir.

MBA yani İşletme Yönetimi Mastırı olarak bilinen eğitim, dünyanın en çok tanınan lisansüstü derecesidir. MBA profesyonel bir derece olup, iş hayatındaki özellikle de idareci konumunda olan insanların yetiştirilmesini amaçlamaktadır. Bu eğitim, dünya çapında sanayi, iş ya da finans sektöründe yönetici olarak görev yapacak olan insanlar için gereklilik ve büyük bir avantaj olarak görülür.

MBA; anlamının İşletme Yönetimi Mastırı olduğu düşünüldüğünde sadece özel işletmelere ve yöneticilerine hitap ediyormuş gibi görülebilir; fakat sanılanın aksine, birçok insan devlet ve kamu sektöründe çalışan yöneticilerin de MBA eğitimi almaları gerektiğini düşünmektedir. MBA terimi, bu eğitimi ilk olarak veren ABD tarafından, ilk verilmeye başlandığı tarihten günümüze kadar aynen kullanılmıştır. Daha sonra İşletme Yönetimi Mastır eğitimi vermeye başlayan ülkelerden örneğin İngiltere, 1960'larda MBA yerine MSc ve MA terimlerini kullanmıştır. 1980'lerden itibaren dünya çapında düzenlenen aynı amaçlı eğitim veren programların büyük çoğunluğu MBA adını benimsemişlerdir. Tabii halen, farklı isimler altında da olsa içerik açısından hemen hemen aynı eğitimi veren okullar da vardır. Örneğin; MBL (Master of Business Leadership; özellikle Güney Afrika'da), MBS (Master of Business Studies), MSc ve MA ile Finans Mastırı (Master of Finance) gibi değişik isimler altında birbirine benzer eğitim veren programlar kendilerini diğer İşletme okullarından farklılaştırmaya çalışmaktadırlar.

İlk olarak ABD'de 1900'lü yıllarda başlayan MBA eğitim programları, zamanla bütün dünyaya yayılmış ve sürekli bir değişim ve yenilenmeye maruz kalmıştır. Başlangıçta programların büyük çoğunluğu iki yıllık full-time kurslar halindeydi, fakat günümüzde süre ve yapı bakımından oldukça fazla sayıda program seçeneği sunulmaktadır. Amerika'da ve İspanya gibi diğer bazı ülkelerde halen iki yıllık ve full-time ya da dengi MBA programları rağbet görmektedir. Geniş tabanlı bir yönetim-işletme eğitimi için iki yıllık bir eğitim programının gerekli olduğu görüşüne en baştan beri şüpheyle yaklaşılmış ve bazı ülkeler bu görüşü, MBA programlarına giren öğrencilerin zaten yüksek bir eğitim düzeyine ve temel işletme bilgilerine sahip olduklar gerekçesiyle hiçbir zaman desteklememiştir. Bu yüzden örneğin İngiltere'de 1960'larda kurulan ve iki yıllık-full time MBA programlarına başlayan Londra ve Manchester İşletme Okulları dışındaki bütün okullar 1 yıl eğitim verirler. Şu anda İngiltere'de 1 yıllık programlar daha çok ilgi görüyor ve iki yıllık programlar en azından bazı öğrenciler için artık cazip olmaktan çıkmıştır. Fransa'da da INSEAD-Uluslararası okullar tarafından, Amerikan çizgisinde olsalar dahi, 1 yıllık MBA kursları düzenlenmektedir.

Son 20 yıl içerisinde, MBA programları üç ayrı eğilim tarafından şekillendirilmiştir.

Yukarıda da belirtildiği gibi daha kısa süreli MBA arayışı. Bu tür programlar, gerek bazı özel durumlarda sadece belli adaylar için de olsa kısa ve daha iyi MBA programlarının uygulanabilir olması, gerekse de okulların uzun süreli ve daha pahalı olan bir eğitimi sağlamakta zorlanmaları nedeniyle hız kazanmıştır.
 

MBA programları, gerek tür ve yapı bakımından (part-time, modüler, konsorsiyum, uluslararası, birleşik, vs.) gerekse bu eğitimi almak isteyen insanların amaçları ve iş alanları bakımından oldukça çeşitlenmiştir. Değişik yaş gruplarından birçok insan bu eğitimi almak istemektedir.
 

Programların giderek daha da uluslararası bir hal alması. İşletmelerin ve dolayısıyla yöneticilerin uluslararası roller üstlenmeleri gerekliliği, MBA programlarının da müfredat ve içerik olarak bu doğrultuda gelişmesine sebep olmuştur. Yerel pazarların ihtiyacını karşılamak için tüm dünyada verilen MBA programları uluslararası bir nitelik kazanmıştır.
 

Bütün bunlardan hareketle şunu söyleyebiliriz ki, tek bir MBA programı diye bir şey yok; bir çok program seçeneği vardır. Bu yüzden bunlardan birini seçerken çok dikkatli olmak gerekir. MBA programları ve işletme okulları arasında seçim yaparken dikkat etmeniz gereken noktaları ve tavsiyeleri bu bölümün diğer sayfalarında bulabilirsiniz. Burada şunu belirtmeliyiz ki, seçiminizi yaparken temel almanız gereken iki ana unsur vardır: Kendi ihtiyaçlarınız ve durumunuz. Kendinize, bütçenize, zamanınıza ve konumunuza göre size en uygun olduğunu düşündüğünüz MBA programına girmeli, yetenek ve becerilerinizi iyice tartarak seçiminizi yapmalısınız.

MBA programları, sağladıkları eğitim türü, ücret, süre ve kabul edecekleri öğrencilerde aradıkları şartlar bakımından oldukça farklılık gösterir. Bu yüzden, doğru seçim yapmak için oldukça kapsamlı bir araştırma yapmak gerekir. Bu site size bu konuda yardımcı olmak için hazırlanmıştır.

Bir MBA Derecesi Kariyerinizi Nasıl Etkiler?
MBA derecesi, çağdaş yönetim ve işletme üzerine oldukça ileri seviyede bir bilgi birikimi ve üst düzey bir idari yeterliliğin yanı sıra, stratejik düşünce ve planlama gibi günümüz rekabet dünyasının en önemli gereklerine olan hakimiyetin de bir göstergesidir. Profesyonel olarak MBA, ek idari sorumlulukların alınabilmesi için gerekli olan becerilerin kazanılmasını sağlar. Günümüz rekabet dünyasında başarı ile başarısızlık arasındaki çizgiyi belirleyen en önemli etkenlerinden birisinin de MBA ile kazanılan bilgi ve tecrübe olduğunu unutmamak gerekir.

MBA - Sizin İçin Doğru Bir Tercih mi?
MBA eğitimi, sizinle aynı konumda olan insanlarla birlikte grup olarak yaptığınız çalışmalarla kazanacağınız deneyimin yanı sıra, karar verme ve analitik düşünme yeteneklerinizin de gelişmesini sağlayacaktır. MBA sonucunda kazanılacak bilgi, tecrübe ve birikimin en az % 50'lik kısmının grup olarak yapılan çalışmalar neticesinde kazanıldığı ifade edilmektedir. Program bünyesinde gerçekleştirilen bu çalışma ve faaliyetler genel yönetim-işletme yetenek ve becerilerinizin gelişmesini ve kendine güven duygusunu kazanmanızı sağlar.

Genel bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, MBA'ler stratejik düşünmek ve çalışmak zorunda olan yöneticilerin gerçekten ihtiyaç duyduğu eğitim programlarıdır. MBA öğrencileri genelde şirketlerin genel idari yapıları içersinde rol almak ve yükselmek amacını güderler, fakat bu organizasyonlarda herhangi bir özel konu hakkında belli bakış açılarına ve ön bilgilere ihtiyaç duyulabileceği unutulmamalıdır. Bunlar için gerekli olan bilgilerin verildiği MBA eğitimi, bazı şirketlerde yüksek kademelerde görev almanın ön şartlarından birisidir. Bu, MBA'in önünüzdeki bütün engelleri kaldıracağı ve bütün kapıları otomatik olarak açacağı anlamına gelmez; fakat sizi doğru bilgi, beceri ve tecrübelerle donatarak fırsatları yakalama ve değerlendirme şansınızı arttırdığı muhakkaktır.

MBA'in Maaş ve Kariyer Açısından Faydaları

MBA, gerçekten de oldukça yüksek bir kişisel ve finansal yatırım gerektirmektedir, bu yüzden ihtiyaçlarınıza olduğu kadar bütçenize de uygun bir program seçmek çok önemlidir. Ancak MBA programlarının kariyer ve maaş açısından önemli avantajlar sağladığını da unutmamak gerekir.

Association's Salary and Career Survey'in yaptığı araştırmalara göre İngiltere'deki MBA mezunlarının maaşları son on yılda sürekli olarak artış göstermiştir. İyi okulların MBA programlarından mezun olan öğrencilere iş çevreleri tarafından oldukça yoğun bir talep vardır. Kariyer ve maaş bakımından MBA mezunlarının sahip oldukları artılar, bu programlara gösterilen yoğun ilginin en önemli sebeplerindendir.

MBA, iş ve kariyer fırsatlarını maksimuma çıkarmak için bir anahtardır. Bu eğitimi alan insanlar, genellikle MBA'i değişik iş olanakları ve kariyer fırsatları arasında bir sıçrama tahtası olarak görürler. Özellikle bankacılık sektörü ve danışmanlık şirketlerinde MBA bir gelenek haline gelmiştir. Otuzunu geçmiş bir çok insan için, kariyerine idareci olarak devam etmek istiyorsa, MBA eğitimine katılmak bir zorunluluk haline gelmiştir.

MBA eğitimi alan kadınların sayısı da giderek artmaktadır. 1976 öncesinde MBA programlarında hemen hiç kadın yokken, şu anda katılımcıların % 25'ini kadınlar oluşturmaktadır.

Birçokları için MBA, kariyerlerinde ilerlemekle aynı anlama gelir. Bazı MBA mezunları, eski işlerine devam ederken, bazıları da MBA'i şirketler ve iş alanları arasında geçiş için bir pasaport olarak görmektedir.

MBA eğitimi alan kişiler, idari yeteneklerini geliştirmenin yanı sıra kendilerine güven duygusunu da kazanırlar ve muhasebe ve pazarlama gibi derin bilgi ve uzmanlık gerektiren konularda meslektaşları ile rahatlıkla konuşabilecek kadar bu konulara hakim olurlar. Sorunlara daha ileri bir seviyeden ve farklı görüş açılarından yaklaşırlar. Bu bakımdan MBA kısa vadeli kazançlardan ziyade uzun vadeli bir gelişim ve profesyonelleşmenin ön koşulu niteliğindedir.

İyi Bir Okuldan Alınan MBA Derecesinin Önemi:
Bugünün piyasalarında aldığınız MBA'in kalitesi de oldukça önemlidir. Yalnızca İngiltere'de bile 116 ayrı MBA eğitimi veren kuruluş olduğu düşünülürse, bir çok işverenin size soracağı soru, artık, MBA'inizin olup olmadığından ziyade MBA derecenizi hangi okuldan aldığınız olacaktır. Bu yüzden bir program ve okul seçerken, yaptığınız yatırımın ilerde size hangi kapıları açacağını, kariyerinize muhtemel etkisini ve size ne gibi fırsatlar sunacağını iyice düşünmeniz gerekir.

İyi ve tanınmış bir MBA programı seçmek, iş hayatındaki başarınızı arttıracak, sizi profesyonel kariyerinizde kısa ve uzun vadede zirveye taşıyacak olan bilgi ve becerileri kazandıracaktır.

MBA Gerçekten O Kadar Önemli mi?
MBA eğitimi almak isteyen insanların çoğunun amacının kariyer yapmak olduğu düşünüldüğünde, işverenlerin MBA'e bakış açısı çok önemlidir.

Geçmiş yıllarda bu konu hakkındaki göstergeler, özellikle iş çevrelerinde stratejik düşünce ve çalışmaların önemi arttığından hep olumlu yönde seyretmiştir. Bu yüzden MBA, bir çok firma için olağan hale gelmiş ve özellikle kariyerinde yükselmek isteyen kişiler için vazgeçilmez olmuştur.

İş çevrelerinin global yapısı, özellikle işletme yönetiminde profesyonelliği zorunlu hale getirmiştir. Bu sebeple bazı firmalar işletme okulları ile ortak MBA programları düzenlemekte ve kendi elemanlarına kariyer geliştirme hizmetleri vermektedir. En iyi işletme okulları sanayi ve iş çevrelerinin gerçek ihtiyaçlarını görebilen ve buna göre eğitim programlarını yenileyen okullardır. İşverenler de her hangi bir konuda verilecek bir kararın, şirketin pazarlama ve üretim gibi faaliyetleri üzerinde ne gibi etkileri olabileceğini öngörebilen vasıflı elemanların değerinin farkındadırlar.

MBA derecesi, kişinin girişimci bir ruhunun bulunduğunun ve işinde gerçekten profesyonel olduğunun bir göstergesi kabul edilir. Aynı zamanda MBA, kazanılması oldukça zor bir dizi iş kabiliyet ve becerisinin yanında idari yeteneklerin, uluslararası bir dünya görüşünün ve dayanıklılığın da bir göstergesidir.

Geçmişte ve Günümüzde MBA Eğitimi
Amerika'da yirminci yüzyılın başlarından beri verilmekte olan MBA eğitimi Avrupa'da ancak 1960'lı yıllarda Londra ve Manchester İşletme okullarının kurulmasıyla başlamıştır. MBA önceleri Avrupa'da bir mastır derecesi sayılmış, fakat 1980'lerden sonra ayrı bir terim olarak kullanılmaya başlanmıştır. Amerika'da iki yıllık ve full-time olarak verilen MBA programlarının yerine Avrupa'da genelde bir yıllık programlar uygulanmaktadır.

Günümüzde çok sayıdaki üniversite ve İşletme Koleji tarafından çok çeşitli MBA programları sunulmaktadır. Avrupa'daki bir ve Amerika'daki iki yıllık geleneksel programların yanı sıra, son zamanlarda şirket içi ve boutique MBA gibi yeni MBA programları da geliştirilmiştir. Bunların dışında, teknoloji ve hayat tarzındaki değişiklikler, açık ya da uzaktan öğretim, part-time ve hatta akşam okulları şeklinde yeni alternatiflerin ortaya çıkmasına da sebep olmuştur.

İki yıl full-time MBA

MBA programlarının bu klasik türü genellikle 24 aydan daha az bir süreyi kapsar. ABD, Avrupa ve benzeri ülkelerde genellikle Ekim'den Haziran'a kadar süren bir akademik takvimle sınırlı olan bir zaman dilimidir. Bazı işletme okulları iki sömestr sistemini kullanırken, bazılarında bu üç sömestr olabilmektedir. İş hayatından uzakta harcanacak zamanın maliyeti ve eğer kirada oturuluyorsa evin giderleri dikkate alındığında kursun süresi oldukça önemlidir. Okullar genellikle öğrencilerin okul yurdunda veya yakın yerlerde konaklamalarını tavsiye eder. Zira bu fiyata ve zamana her açıdan yansıyacak bir durumdur. İki yıl tam zamanlı MBA programları çoğu okulda hala MBA seçeneklerinin Rolls Royce'u olmaya devam ediyor ve bir çok işveren de programa aynı gözle bakıyor.

Bazı ülkelerde yarı zamanlı öğretim ve aynı zamanda mesleğinizde çalışma imkanı da olabilir, ancak okumayı düşündüğünüz ülkenin çalışma izni koşullarını öğrenmeden bunu çantada keklik görmeniz gerçekçi olmayacaktır.

Bir yıl full-time MBA

Bunun anlamı programın bir takvim yılından ziyade bir akademik yıl devam etmesidir. Bazı durumlarda proje çalışmaları ve uygulamalarla birlikte programın bir takvim yılını aşması da söz konusu olabilir. Ancak bunun 18 ayı bulması pek yaygın bir durum değildir. Bu kurslar iki yıldan daha az bir sürede tamamlandıklarından daha yoğun bir müfredata sahiptirler. İş hayatından uzak geçirilen sürenin az oluşu ve kısa sürede tamamlanabilmesi bu tür programların en büyük avantajıdır. Sürenin kısa olması sebebiyle bir yıl süreli MBA programları daha fazla azim ve sebat harcamayı gerektirir.

Part-time MBA

Part time MBA programları için standart bir zaman dilimi yoktur. Her bir işletme okulu yarı zamanlı programların tarzını ve süresini kendi kriterlerine göre tespit eder. Part time programlar iki ila sekiz yıl arasında farklılık gösterirse de çoğu iki-üç yıl arasında tamamlanır. Part time MBA programları, faal iş hayatını tümüyle bırakamayacak durumda olan ya da bırakmak istemeyen, okula yakın yerlerde ikamet eden hatırı sayılır bir mevcuda sahip öğrencinin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenmiştir. Bu programın öğrencileri, full time MBA programıyla aynı zorunlu dersleri alır, ancak seçmeli derslerin sayısı sınırlıdır. Yarı zamanlı program öğrencileri genellikle full-time iş hayatına sahip olduklarından temel program etkinliği olarak akşam ve hafta sonu sınıfları ile bireysel çalışma üzerinde yoğunlaşırlar. Part time programlarda müzakereler için daha az grup etkinliği ve zaman harcandığı muhakkaktır, ancak müfredat full time versiyonlara eşdeğer olacak şekilde ayarlanmıştır. İşverenler hem full time çalışıp hem de part time MBA yapan öğrencilerin azim ve sebatını özellikle takdir ederler.

Açık veya uzaktan öğrenim yoluyla MBA

İngiltere ülke olarak The Open University ve diğer okulları vasıtasıyla açık ve uzaktan öğrenim yolunun önünü açmıştır. İngiltere'yi takiben Avrupa'da ve diğer ülkelerde bu uzaktan öğrenim yöntemi geliştirilmiştir. Bu tür MBA programları hedef olarak düzenli sınıf çalışmasına katılamayacak ve çalışırken diğer öğrencilerle bağlantı kuramayacak durumda olan öğrencileri seçmektedir. Dolayısıyla daha az sınıf ortamında bulunma, daha az grup çalışması ve müzakere vardır ya da hiç yoktur. Kurslar dikkatlice hazırlanmış kişisel materyallere, işitsel ve görsel ünitelerin sunulmasına dayanır. Bu çalışma ortamı, kurs hocalarının, telefon, faks, internet yardımıyla ve bazı hafta sonu sınıfları ya da yaz okulu programlarıyla desteklenir. Bu şekilde MBA eğitimi almak bazı açılardan sıkıntılı olsa da oldukça farklı bir deneyim olduğu için önemlidir. Zira programı alacak öğrencinin iyi bir kişisel disiplininin bulunması ve çalışmalarını belli bir periyotta yürütebilecek aile ve arkadaş desteğine sahip olması gereklidir.

Modüler MBA

Modüler kurslar, MBA'in akademik içeriğini tümüyle kapsamakla birlikte, herhangi bir şirkette belli periyotlarla yapılacak uygulamalı çalışmaların bu teorik çerçeveyle birleştirildiği programlardır. Modüler MBA yapı itibariyle, öğrenim ve uygulamanın birleştirildiği sandviç kurs yaklaşımını andırır. Bu programlar Avrupa'da Amerika'dan daha yaygındır. Modüler MBA yapmayı düşünüyorsanız, akademik ve pratik çalışmaları harmanlamaya ihtiyacınız olduğu gibi, okula göre değişebilen kurs sürelerini dikkate almanız gereklidir. Modüler programlar size, kendi MBA'inizi şekillendirme ve süreyi belirleme konusunda fark edilir bir esneklik sağlamaktadır.

Konsorsiyum ya da Şirket MBA'i

İzafi olarak yeni bir MBA türüdür. Burada programlar okul desteğine ve geçerliliğine sahip olmakla birlikte, MBA'in muhtevası işletme okulu ve bölgenin iş topluluğu arasındaki ilişkiye dayanır. Bu tarz MBA, işletme okulunun akademik titizliği ile işletmelerin özel veya bölgesel iş sorunlarını birleştirme fikrinin ürünüdür. Konsorsiyum MBA'lerinin çoğu proje çalışmaları üzerinde yoğunlaşır ve aynı ortamı paylaşan ancak farklı arka planlara sahip öğrencileri fikirlerini müzakere etmeye ve grup projeleri oluşturmaya teşvik eder. Kurumsal olarak oldukça bireyselleşmiş olan bu tür programları seçerken, öğrencilerin, ihtiyaçlarıyla programların muhtevası arasındaki uyumu çok iyi analiz etmeleri gereklidir.

Executive (Yönetici) MBA'i

Executive MBA, şirketlerin bireysel olarak kendi yöneticilerini öğrenci olarak sponsor etmeleri şeklinde olur. Yöneticiler iş hayatlarına normal olarak devam ederler, ancak program çerçevesinde MBA çalışmalarına da vakit ayırırlar. Bu MBA türü, akşam, hafta sonu kursları ve proje çalışmalarıyla birlikte düzenli kurslara göre daha esnek bir yapı kazanır. Üzerinde çalışılan konu çoğu zaman katılımcının kendi şirketinin özel problemleriyle doğrudan bağlantılıdır. Katılımcı, şirket tarafından finanse edildiği için okul ücretinin maliyetinden kurtulur ve daha da yetkinlik kazanmış olarak iş hayatına devam eder. Bu tarz programlar, akademik içerik ve disiplin olarak zayıf oldukları, uygulamalı konulara ağırlık verirken akademik titizlikten ziyade şirketin ihtiyaçlarını cevaplamaya çalıştıkları için sık sık tartışmalara konu olmaktadır.

Lisansüstü eğitime karar verirken, okulun yeri, ücreti, alacağınız eğitimin içeriği ve çalışma programı gibi birçok faktörü göz önünde bulundurmanız gerekir, fakat çoğu kişi için bunların en önemlisi başvurulan okulun ünlü olup olmadığı ve 'ranking' denilen okul sıralamalarındaki yeridir.

US News & World Report'un "ranking" listesine göre dünyanın en iyi beş İşletme Okulu şöyle sıralanmaktadır: 1.) Harvard, 2.) Stanford, 3.) Columbia, 4.) MIT, 5.) University of Pennsylvania. Bu beş okulun MBA mezunlarının ortalama maaşı 1997 yılında ortalama 80.000 Dolar civarındaydı. Bu kadar yüksek ücretlerle işe başlamalarının sebebi oldukça basit: Bu okullar uzun yıllardan beri, en yeni gelişmeleri yakından takip ederek piyasanın gereksinimlerine uygun eğitimi en iyi şekilde veriyorlar ve dolayısıyla da yetiştirdikleri öğrencilerin yarışa piyasadaki rakiplerinden daha önde başlamasını sağlıyorlar. Ama bütün bunlar gerçekten doğru mu? Okulların ünü gerçekten bu kadar önemli mi, yoksa başka şekillerde de iyi sonuçlar elde etmek mümkün mü?

İşverenler, en iyi ve en parlak elemanların her zaman bu sıralama listelerinin üst sıralarından çıkmadığının farkına daha yeni yeni varıyorlar. Şunu unutmamak gerekir ki, bir çok parlak öğrenci sırf maddi olarak karşılayamadığı ya da verilen eğitimi kendi kişisel özellikleri ile bağdaştıramadığı için bu okullara gidemiyor. Buradan hareketle, sayısı gittikçe azalan bu tür diploma meraklısı işverenlere aldırmadan, okul ünlü olsun ya da olmasın, size en uygun MBA programını bulmanız ve o eğitimi almanız, yeterince azim ve gayret gösterdiğiniz takdirde sizin mutlaka en iyilerden biri olmanızı sağlayacaktır.

Akreditasyon & Sıralamalar (Rankingler)

Oldukça geniş bir alanda ve çok çeşitli olarak sunulan MBA programlarının, kalite bakımından kontrol edilmesi artık oldukça zorlaşmıştır. İngiltere'de Association of MBAs, Amerika'da American Assembly of Collegiate Schools of Business (AACSB), Avrupa genelinde de European Foundation For Management Development (EFMD), MBA eğitiminin standartlaştırılması yolunda çalışmalar yapmaktadır.

İngiltere'de Association of MBAs (MBA'ler Birliği)'nin akreditasyon sistemi yirmi beş yıl önce kurulmuştur ve her MBA programının üzerinde yoğunlaşılarak değerlendirilmesi esasına dayanır. Özellikle İşletme okullarının sayıca bu kadar arttığı bir dönemde MBA programlarını kalite bakımından değerlendirmeye tabi tutan böyle bir sistem, seçim yapmakta zorlanan adaylar açısından oldukça faydalı bir uygulamadır. MBA'ler üzerine yaptığı bu kendine has akreditasyon çalışması, Association of MBAs'in işletme eğitimi üzerine verdiği temel hizmetlerden birisidir.

Association of MBA'in akreditasyon işlevi, MBA programlarının belirli bir kaliteyi, belli standartları yakalaması açısından çok önemlidir. İngiltere'de her yıl 12000 öğrenci değişik MBA programlarından mezun olmaktadır ve bunların % 60'ı Association of MBAs'a bağlı 35 okulun öğrencilerinden oluşur. Genel olarak Avrupa'daki İşletme Okullarının büyük çoğunluğu, özellikle de uluslararası bir MBA eğitimi düzenleyenler, herkesçe kabul edilen haklı bir üne sahip akredite okullardır.

Avrupa'da bazı ülkeler kendi bünyelerinde verilen MBA eğitiminin kontrol edilmesi için özel birimler oluşturmuşlardır. Almanya, İsviçre ve Avusturya'da bu görev Foundation for International Business Administration (FIBAA) tarafından yerine getirilmektedir. Bunun yanında Fransa'da Chaptire des Ecoles de Management (Chaptire), İtalya'da Associazione per la Formazione alla Direzione Aziendale (ASFOR), İspanya'da Associacion Espanola de Representantes Escuelas de Direccion Empresas (AEEDE), İngiltere'de ise the Association of Business Schools (ASB) ile Higher Education Funding Council, işletme okullarının akreditasyonu üzerine çalışmalar yapmaktadırlar. Bu kurumlar, tüzel kuruluşlar ve işverenler ile işletme okullarının katkılarıyla yıllar süren bir araştırmanın sonucu olarak ortaya çıkan bir dizi kriteri göz önünde tutarak değerlendirme yaparlar.

Bu akreditasyon çalışmaları:

MBA adayı öğrencilerin, verilen eğitimin kalitesini bilerek programlar arasında seçim yapmalarını sağlaması bakımından oldukça önemlidir.
 

MBA eğitimi veren İşletme okullarının uluslararası platformdaki yerlerini saptamalarını sağlar.
 

Daha önceden MBA eğitimi alan kimselere, mezun oldukları okulun şimdiki akreditasyonuna göre, derecelerinin piyasa değerini ölçebilme imkanı verir.
 

İşverenlere de işe alacakları elemanların kalitesi hakkında bir önbilgi vermesi bakımından önemlidir.
 

İşletme Okullarına Kabul İçin Gerekli Koşullar


Bir çok okul sizden bir başvuru formu doldurmanızı ve bu formda belirtilen şartları yerine getirmenizi isteyecektir. Bunun yanında GMAT ve eğer anadiliniz İngilizce değilse TOEFL puanlarınızı da isteyeceklerdir. Başvuru formunu doldurmadan önce, ki bu sizin epey vaktinizi alacaktır, harcayacağınız zamanın boşa gitmemesi için seçtiğiniz okulun kabul şartlarını iyice incelemeniz gerekmektedir. Başvuruda bulunmadan önce kendinizi ve kişisel özelliklerinizi iyice tanıyın ve gerçekçi olun. Yabancı dil bilginizi, akademik geçmişinizi, iş deneyiminizi, GMAT ve TOEFL puanlarınızı inceledikten sonra kendinize uygun olduğunu düşündüğünüz bir okul seçin ve o okula başvuruda bulunun.

Son on yıl içerisinde, sadece İngiltere'de İşletme Okullarına yapılan başvuruların sayısı dört kat artmıştır. Başvuruların bu derece artış göstermesi doğal olarak bu okullara kabul için gerekli olan şartların daha da sertleşmesine sebep olmuştur. Ancak kabul şartları okuldan okula farklılık gösterebilmektedir. Bu sebeple seçim aşamasında her okulu kabul şartlarına, yapılan başvuru sayısına ve başvuranlar arasından ne kadarının kabul edileceğine de dikkat ederek değerlendirmek gerekir.

Akredite MBA programları için gerekli olan temel kriterler:

Bir mezuniyet derecesi ya da profesyonel olarak denkliği olan başka bir derece
En az üç yıllık idari deneyim
GMAT'tan 500'ün üzerinde bir puan almak. Bazı okullar GMAT'ın dışında kendilerine has bazı sınavlar da uygular.
Yazılı ve sözlü olarak İngilizce'ye hakim olmak (IELTS'de 6. Seviye ya da TOEFL'da 580'in üzerinde bir puan)
Fransa; şarabı, peyniri, Paris'i, Eiffel Kulesi ve Napolyon'u ile bilinen ve tanınan bir ülke olmasının yanında Avrupa Birliği'nin önde gelen kurucularından da biridir. Avrupa Birliği ekonomik açıdan büyümesini sürdürdükçe Fransa da dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmaya devam edecektir.

MBA eğitimi her ne kadar Fransa'da 1960'larda verilmeye başlamış ve oldukça kısa bir geçmişe sahipse de işletme eğitimi bakımından düşünüldüğünde 19.yy'da Napolyon'un ülkedeki elit tabakanın eğitimi için oluşturduğu Grande Ecole ile işletme eğitiminin temelleri atılmıştır. 1875'de kurulan HEC ülkenin en çok rağbet gören işletme okuludur. Grande Ecole sistemi hala geçerliliğini sürdürmektedir. Ancak, artık bu eğitimi alacak "elit tabaka" insanların sosyal statülerine göre değil akademik yeterliklerine göre belirlenmektedir. Fransa'daki günümüz MBA programları çoğunlukla iş dünyasının ihtiyaçlarına anında cevap verebilmek amacıyla özel şirketlerle birlikte düzenlenmekte ve INSEAD gibi köklü eğitim kurumları ile iş birliği halinde verilmektedir. Bütün bu güçlü bağlantılar Fransız MBA programlarının uygulamalı eğitime verdiği önemin de bir göstergesidir. Coğrafi açıdan Avrupa'nın göbeğinde yer alan Fransa, sunduğu MBA programlarının uluslar arası bir nitelik taşıması için gerekli bütün şartlara sahiptir. Programların çoğu İngilizce olarak verilmekte, bir kısmı ise iki dilde eğitim vermektedir. Ayrıca işletme okulları öğrencilerine dil eğitimi bakımından da bir çok olanak sağlamaktadır. Fransa'daki MBA programları the Association of MBAs (AMBA) ve European Foundation for Management Development (EFMD) tarafından akredite edilmektedir.

Bütün bunlar göz önüne alındığında özellikle uluslar arası kariyer sahibi olmak isteyenlerin Fransa'daki MBA programları üzerinde iyice düşünmeleri gerektiğini söyleyebiliriz.

Kanada İşletme Okulları


Kuzey Amerika'nın kuzeyinde yer almasına rağmen Kanada MBA eğitimi için gerçekten de kendini ispatlamış önemli bir merkezdir ve MBA yapmak isteyen öğrencilere oldukça iyi bir eğitim sağlamaktadır.

Kanada'daki iklim konusunda insanların çoğu ön yargılıdırlar ve sanki Amerikan sınırını geçer geçmez çok soğuk ve katı bir tundra iklimi ile karşılaşacaklarını düşünürler. Oysa Kanada'nın hemen altındaki Chicago'da insanların çoğu Ocak ayı boyunca ağır kış şartları sebebiyle evlerine kapanmak zorunda kalırlarken, Kanada'da en azından kayak yapma fırsatına sahip olabilirsiniz. Hatta bir çok Kanadalı size Temmuz ve Ağustos aylarında dahi güney komşularını kayak yaparken gördüklerini söyleyecektir. Ancak Kanada'nın büyük bir kısmı yaz aylarında kar örtüsünden tamamen arınmaktadır. Kanada'nın asıl yerleşim bölgeleri genelde A.B.D sınırından itibaren 200 km'lik bir kuşak içersinde yer alır. Bu sebeple eğer Kanada'da eğitim görmeyi düşünüyorsanız Amerika'nın Boston, Chicago ve New York kentlerindeki iklim ile hemen hemen aynı iklimi yaşayacağınızı bilmelisiniz.

Kanada'yı tercih sebebi yapabilecek diğer bir etmen ise okul harçlarının genelde diğer ülkelere oranla çok daha cazip, buna karşılık okullarda verilen eğitimin oldukça kaliteli olmasıdır.

Örneğin; Ivey School of Business 1998 yılında iki yıllık eğitim ücretini Kanadalı öğrenciler için 26.000 CA$, yabancı öğrenciler için ise 28.000 CA$ olarak belirlemiştir. (1 Kanada doları=0,7 ABD doları)

McGill University, Quebecli öğrenciler için 8,192 CA$, diğer Kanadalılar için 10,592 CA$ okul harcı belirlerken ve yurtdışından gelen öğrencilerden de iki yıllık bir eğitim için 37,736 CA$ gibi makul sayılabilecek bir ücret talep etmektedir.

University of Toronto Kanadalı öğrencilerden 4,780 CA$, yabancı öğrencilerden 11,000 CA$; York University ise Kanadalılardan 1,475 CA$, yabancılardan da 7,720 CA$ gibi oldukça uygun ücretler talep etmektedirler. Bu okulların diğerlerine kıyasla daha az harç istiyor olması kesinlikle bu okullarda verilen eğitimin ikinci sınıf olduğu anlamına gelmez. Bu okullar temel olarak Avrupa ve Amerika'nın en iyi okulları ile aynı dersleri okutmaktadırlar. Burada şöyle bir karşılaştırma daha izah edici olabilir: Montreal'deki McGill Üniversitesi'nde okurken Amerika'nın prestijli ve pahalı okullarından birinde MBA eğitimi alan bir arkadaşınızı ziyaretinizde, rastlantı eseri katıldığınız bir derste size bir iki hafta önce gösterilen bir konunun orada da hemen hemen aynı şekilde anlatıldığını görebilirsiniz, fakat önemli tek bir fark olduğunu hemen anlayacaksınız: Siz aynı ders için muhtemelen daha az ödüyor olacaksınız.

Bu ülkeyi cazip hale getiren bir diğer etken de Kanada'nın kendine has doğal ve kültürel güzellikleridir. Bu uçsuz bucaksız topraklarda oldukça güzel ve değişik bir iklimin ve bitki örtüsünün sizi beklediğinden emin olabilirseniz. Kanada aynı zamanda huzurlu toplum hayatı ve barışçıl insanları ile tanınan bir ülkedir. Tabi ki her yerde olduğu gibi burada da bazı sosyal ve ekonomik problemler mevcuttur, ancak bunların diğer Avrupa ve Amerika ülkeleri ile karşılaştırıldığında daha hafif sorunlar olduğu söylenebilir. Toronto, Montreal ve Vancouver gibi metropol şehirleri birçok değişik kültür ve ırka mensup insanlardan oluşan tam bir kozmopolit yapı sergilemelerine rağmen, bu şehirlerde dahi tam bir hoşgörü, adalet ve farklı bir sosyal ahenk, bir uyum söz konusudur.

Kanada'yı Toronto, Halifax ve Montreal'deki hareketli gece hayatına rağmen sıkıcı bulanların Amerika'nın büyük şehirlerine çok da uzak olmadıklarını bilmeleri gerekir. İsteyenler kısa sayılabilecek bir yolculukla bu şehirlere ulaşabilirler.

Yukarıda belirtilen üniversitelerin yanı sıra seçim yaparken göz önünde bulundurmanız gereken gerçekten kendini ispatlamış birkaç okul daha vardır. Wilfrid Laurier University, Toronto'nun bir saat batısında yer alan ve verdiği bir yılık MBA programları ile tanınan bir okuldur. University of Manitoba son yıllarda MBA sıralama listelerinde hızla yükselmektedir. Queen's University ise fen ve teknoloji alanında yapılan MBA çalışmaları konusunda kendini ispatlamış bir okul olarak karşımıza çıkmaktadır.